» Kategori » Küçükçekmece Escort için yayınlanan üyelerimiz

Küçükçekmece, İstanbul’un batısında aynı adlı gölün çevresinde kurulmuş bir ilçedir. 1987 yılında, ikisi köy (Kayabaşı ve Şamlar), 25’si mahalle olmak üzere toplam 27 yerleşim yeri Bakırköy ilçesinden ayrılarak kurulmuştur. Bugünkü sınırlarına, Avcılar’ın 1992’de ilçe olmasıyla kavuşmuştur. 2008 itibarıyla 27 mahalle, 1 köy, 1 Askeri Bölge ve 1 Organize Sanayi Bölgesi (İkitelli OSB)’nden oluşmaktadır.

Küçükçekmece İstanbul’un Avrupa yakasındadır. İstanbul’un Marmara’dan dar bir kara parçasıyla ayrılan bu nedenle de ‘çekmece’ ismiyle anılan iki gölünden küçüğünün çevresinde yer alır. Batısında Avcılar ve Çatalca, kuzeyinde Gaziosmanpaşa mücavir alanı, doğusunda ise Esenler, Bağcılar ve Bahçelievler ilçeleri vardır. Bakırköy, Küçükçekmece’nin güney komşusudur. Osmanlı dönemine kadar “Rhagion” olarak geçen Küçükçekmece adı , bölgenin Osmanlı İmparatorluğu’na geçmesiyle değişerek “Çekme-i Sagir” daha sonra da “Çekme-i Küçük” olarak değişir. Küçükçekmece adının kaynağı oldukça tartışmalı olsa da genel olarak kenarlarında kurulduğu gölle ilgili olduğu kabul edilir.

“Çekmece” olarak anılan iki gölün boyutlarıyla adları uygunluk göstermez. Büyükçekmece Gölü’nden daha büyük olduğu halde tam tersi bir ad tartışmasının genel kabul gören açıklaması, gölün deniz bağlantısını sağlayan geçit üzerindeki köprünün küçüklüğüdür. Osmanlı Döneminde yazılmış bir çok batılı kaynakta bu köprü, “Küçük Köprü” anlamında “Ponte Piccolo” adıyla geçer. İki göle de verilmiş olan Çekmece adının, balık tutmak için denize açılan geçitlerde kurulan ve yukarı çekilerek açılan kavisli setlerden geldiği kabul edilir. Küçükçekmece ilçesi 21 mahalleden oluşur. Bunlar, Altınşehir, Beşyol, Cennet, Cumhuriyet, Fatih, Fevzi Çakmak, Gültepe, Halkalı Merkez, Halkalı İstasyon, İkitelli Atatürk, İkitelli Ziya Gökalp, İnönü, Kanarya, Kartaltepe, Kemalpaşa, Mehmet Akif, Söğütlüçeşme, Sultan Murat, Tevfik Bey, Yeni ve Yeşilova mahalleleridir. Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yarımburgaz mağarası bu ilçenin sınırları içindedir. Mağara duvarlarında bulunan gemi resimleri, burada yaşayanların denizcilikle uğraştıkları düşüncesine yol açmaktadır. İlçedeki en eski yerleşim yerlerinden biri de bugünkü ilçe merkezinin çekirdeğini teşkil eden Region’dur. Burada bir Bizans sarayı bulunmaktaydı. Osmanlı için, yaşanan yüzyılın en önemli sefer ve kervan yolunu oluşturduğu için bölgenin gerçek yerleşimini bu dönemde gerçekleşti. Önce köprü onarıldı ve köy içine bir kervansaray yapıldı. Aynı zamanda gölün kenarına yerleşen Türkler, mezarlıklarını da yamacın üst kısmına yaptılar. Böylesine önemsenen Rhegion’un imarında ve gelişmesinde en büyükkatkıyı da burada yaşayan Kanuni Sultan Süleyman’ın başdefterdarlığını yapan Abdüsselam Çelebi’nin yaptığını araştırmacıların bulgularından anlıyoruz.

Osmanlılar burada köprüler, köşkler, kervansaraylar, cami ve medreseler yaptırdılar. Küçükçekmece, 1908 yılına kadar Çatalca kazasına bağlıydı. 1908’de Makri Köy (Bakırköy) kazasına bağlandı. 1987 yılında ilçe oldu. 1992’de de Avcılar Küçükçekmece ilçesinden ayrılarak ilçe yapıldı. Küçükçekmece Gölü: İstanbul’un 15 km batısında yer alan ve 14 km’ lik bir alan kaplayan Küçükçekmece Gölü; son jeolojik dönemdeki buzullaşmanın erimesiyle,denizlerin seviyelerinin yükselmeleri sonucu, Çanakkale Boğazı’nın yarılarak Marmara Çukurunun dolması,bu deniz istilasıyla eski vadi ağızlarının boğularak ria ların ortaya çıkması sonucu önce koy,zamanla da kıyı kordonuyla kaplanarak lagün haline gelmesiyle oluşmuştur. Küçükçekmece GünbatımıGölün halen Çekmece Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi arazisi içinde kalan 3700 uzunluğundaki kıyı şeridi üzerinde gizli bir kuş cenneti bulunmaktadır. Karabatak,balıkçıl ve yaba ördekleri başta olmak üzere çeşitli kuş türlerinin barındığı bu koruluk alana zaman zaman göçler sırasında yabancı kuş türlerinin de geldiği gözlenmektedir.

Coğrafi yapı

11.845 hektarlık bir alana sahip olup, İstanbul’un batı yarısında yer alan ve Marmara Denizi’nin kuzey kıyısına kadar uzanan Küçükçekmece İlçesi; kuzey ve kuzeydoğuda Gaziosmanpaşa, doğuda Esenler, Bağcılar ve Bahçelievler, güneyde Bakırköy, Marmara Denizi ve Avcılar, güneybatıda yine Avcılar ve batıda ise Büyükçekmece ilçeleriyle çevrilmiştir. Küçükçekmece Gölü, Avcılar ve Küçükçekmece ilçelerini birbirinde ayırır. Çatalca Yarımadası’nın güneydoğu kesiminde yer alan ilçe toprakları alçak dalgalı düzlüklerden oluşur. Sularını yarımadanın orta kesimlerinden toplayan Sazlıdere ve Nakkaşdere, Küçükçekmece Gölü’ne dökülür. Gölü, Marmara Denizi’nden ayıran kıyı kordonunun doğu bölümü, ilçe sınırları içindedir. İlçe toprakları, bu bölümdeki dar bir kıyı şeridinde Marmara Denizi’ne komşudur.

Türkiye’nin bilinen en eski yerleşim yerlerinden biri olan Yarımburgaz Mağarası, ilçe sınırları içindedir. İlçeye adını veren Küçükçekmece Gölü’nün yüzölçümü 16 km2 dir. Fazla derin olmayan gölün güney kıyılarındaki derinliği 20 metreye ulaşır.

Yarımburgaz Mağaraları

Küçükçekmece ilçesinde bulunan en eski ve değerli olanı Yarımburgaz Mağarası’dır. İstanbul’un 22 km. kuzeybatısında, Küçükçekmece gölünün 1,5 km kuzeyinde, Altınşehir mahallesi civarında ve Kayabaşı-Şamlar Köyü yolu üzerindedir. Denizden yüksekliği ortalama 15 m, kadardır. 1838’den günümüze dek birçok jeolog ve antropolog tarafından yapılan incelemeler sonucu, Küçükçekmece Belediye sınırları içerisinde yer alan Yarımburgaz Mağaraları’nda tarih öncesi insanların yaşadıkları ortaya çıkarılmıştır.

Tarihi

Küçükçekmece’nün yüksek kesimlerinde Rhagion adlı bir bölge vardır. Roma İmparatorluğu’nu Bizans’a bağlayan en önemli yollarından Via Egnatia, Rhagion’dan geçerdi. Yüzyılın ortalarında büyük bir deprem nedeniyle, bunların yıkıldığı çeşitli kaynaklarda ifade edilmiştir. Küçükçekmece İlçesinin en eski yerleşim yeri, Küçükçekmece gölünün kuzey kesiminde bulunan Yarımburgaz mağaralarıdır. Buralara paleotik çağdan itibaren yerleşme başlamıştır. İstanbul’da ilk yerleşim izlerinin rastladığı yerlerden biri Yarımburgaz mağraları olup yapılan bilimsel araştırmalar sonucunda Avrupalıların Atalarının buradan hareket edip göç ettikleri olgularına rastlanmıştır.

Geçmişi Paleotik çağa uzanan bu bölgedeki tarihi yerler: günümüz öncesi 730. 000 ila 130. 000 yılları arasını kapsayan Yarımburgaz Mağaraları, M. Ö. 2. Yüzyıl-M. S. 2. yüzyıllar arası Rhagion Kitabeleri, Yavuz Sultan Selim’in has defterdarı Abdül Selami Bey Türbesi Tekke ve Zaviyesi, 17. Yüzyıl Mimar Sinan Köprüsü ve 18. Yüzyıl Küçükçekmece Meydanı Çeşmesi’dir.

Bölgede yoğun nüfus artışı Cumhuriyet sonrasında, 1950’lerde başlamıştır.

İstanbul’un çevresinin doğal oluşumunu jeomorfolojik özelliklerini taşıyan Yarımburgaz Mağarası, XIX. yüzyılın ortalarından itibaren tanınmaktadır. İlk defa 1960 yıllarında Ord. Prof. Şevket Aziz Kansu burada kazılar yapmış ve Paleolitik Çağa ait taş ve hayvan kemiklerinin yanı sıra, başka yerlerde pek bilinmeyen siyah renkli çanak çömlek parçaları bulmuştur. Yarımburgaz Mağaraları oluşum bakımından olduğu kadar, arkeolojik açıdan da Yarımburgaz Mağaralarıkarmaşık bir yapıya sahiptir. Birbirlerine rampa ile bağlanmış altı ve üst mağaraların yanı sıra manastır kompleksi, kaya resimleri ve sarkıtları ile tanınmıştır. Bu bölgede 1975 yılından sonra İstanbul Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Özdoğan kazı yapmaya başlamıştır. Bu çalışmalar sonucunda Kalkolitik döneme ait çanak çömlek parçaları, Alt Paleolitik Döneme ait taş aletler bulunmuşsa da bunların tabakalanma içerisindeki yerleri tam olarak belirlenememiştir. 1986 yılında yapılan kazılar sonucunda bu mağaranın Helenistik dönemden itibaren dini amaçlı olarak kullanıldığı tespit edilmiştir. Mağaranın dışındaki bazilika türü bir mabedin kalıntıları ortaya çıkarılmıştır. Mağarada çok sayıda çanak çömlek ele geçmiştir. Bu mağaradaki buluntular son derece iyi korunmuş olup, ilk insanların Avrupa’ya geçiş yolu üzerinde bulunması yönünden de önem taşımaktadır. Ayrıca İstanbul bölgesinde son birkaç yüz bin yıl içinde oluşan doğal çevre değişimlerinin burada görülmesi Yarımburgaz Mağaralarını bölgeyi belgeleyen bir arşiv niteliğine sokmuştur.

Maslak Çeşmesi Sarnıcı

Küçükçekmece, Byzantion’u batıya bağlayan yolun üzerinde bulunan bir menzil yeri olarak tarihte yer almaktadır. Roma döneminde Küçükçekmece’nin bulunduğu yerde Rhegium köyü bulunmakta idi. Burada bir yerleşmenin varlığı da göl çevresinde çeşitli yerlerde bulunan M. Ö. II. -M. S. II. Yüzyıllara ait kitabeler ve mezar stellerinden anlaşılmaktadır. Roma döneminde imparatorluk yollarının mesafelerini gösteren Tabula Peutingeriana’da Byzantion’ un 12 mil batısında Regium işaretlenmiştir. Böylece gerçek adı Rhegion olan bu durak yerinin Roma döneminde bir yerleşim yeri olduğu kesinlik kazanmaktadır.

M. Ö II. Yüzyıla ait kaynaklarda Rhegion’un ismi geçmektedir. Roma İmparatorluğu’nun en önemli yollarından biri olan Bizans’ı Avrupa’ya bağlayan Via Egnetia, Rhegion’dan geçmektedir. Bugünkü Küçükçekmece’nin bulunduğu yerde, ya da bir bölümünde kurulmuş olan en eski yerleşimin, Bathonea olduğu sanılmaktadır. Roma İmparatorluğu’na bağlı bir mahalle olan Bathonea’nın yeri tam olarak saptanmamış olsa da yapılan araştırmalar, Küçükçekmece sınırları içinde olduğunu göstermektedir. Ancak Roma İmparatorluğu’nun dağılmasıyla Doğu Roma’nın merkezi olan Bizans’ın önemi gittikçe artmış, Hıristiyanlığın saray tarafından da benimsenmesiyle, çevresi da gelişmeye başlamıştır. Bugünkü Küçükçekmece’nin yüksek kesimlerinde Rhegion kentinin bulunduğu bilinmektedir.

Kibrit Fabrikası

Rhagion, Bizans’ın ticaret merkezi durumunda idi. Bizanslılar, Constantinopolis’in nüfus artışını engellemek ve kentin güvenliği için batıdan gelen malları Rhegion limanında indirerek, onları getirenlerin kente girmelerini engel olurlardı. Bu nedenle Rhegion, (Trakia-Trakya) üzerinden Avrupa’ya bağlanan yol üzerinde önemli bir uç şehri veya karakol konumuna gelmiştir. Kentle bağlantıyı sağlayan ‘Via Egnatia’ yani ‘Anayol’, iki atlı arabanın rahatlıkla geçebileceği genişlikte, kaba taşla döşenmiştir. Ayrıca, Bizans’a gelen elçiler ve savaştan dönen komutanlar, burada karşılanır ve ağırlanırdı. VI. yüzyılda yaşayan Myrinalı Agothias’tan, Rhegion’un bir liman şehri olduğunu öğrenmekteyiz. Bununla birlikte, Theodsisus’un kanunlarından “Cordex Thodosianus”un bir tanesi de burada ilan edilmiş olmasından dolayı, tarihçiler Rhegion’un önemli bir kent olduğunu ve Bizans’ın önemli kişilerine ait yazlık saraylarının burada olduğu düşüncesindedirler.

IX. yüzyılda Bizans Kralı V. Leon devrinde (813-820) Rhegion, Bulgar Kralı Krum’un (803-814) saldırısına uğramıştır. Bulgarlar, Constantinopolis surlarına kadar ilerlemiş ve yolları üzerindeki Abdüsselam Çelebi CamisiRhegion’u da yakıp yıkmışlardır. I. Basileios’un (867-886) İmparator olmasından sonra Bulgar saldırıları son bulmuş, I. Basileios kendi şahsi hazinesiyle şehri yeniden kurmuş, çökmek üzere olan Aziz(Hagios) Petros Kilisesini temeline kadar yıkarak yenilemiş, Kallenikos Kilisesi’ni yeniden inşa etmiştir. Ayrıca tarihçiler, Küçükçekmece Köprüsü’nün de asıl yapısını I. Basileios’un yaptırdığını söylemektedirler. İmparator I. Basileios, zaman zaman Rhegion’a gelip, her türlü hayvanın yaşadığı ormanda avlanmıştır

X. yüzyılda Türklerin Rumeli’ye geçmelerine kadar Bulgar saldırıları devam etmiştir. XI. Yüzyılın sonlarında (1096-1230) Haçlı seferleri ve Peçenek akınları nedeniyle Rhegion zarar görmüştür. XII. yüzyılda dördüncü Haçlı seferi ile Latin İmparatorlar dönemi başlayınca, Küçükçekmece ve yöresi de Latin İmparatorluğunun bir parçası olmuştur.

Bizans İmparatorluğu’nun son dönemlerinde İmparator ile Andronikoslar arasındaki iktidar mücadelesinde, Rhegion’un ismi Bizans tarihinde sıkça geçtiği görülmektedir. II. Andronikos 1327’de torunu ile bir uzlaşmaya varmak için Rhegion’a bazı adamlarını göndererek onun burada yargılanmasını istemiştir. Bu tarihi olay XI V, yüzyıl başlarında Rhegion’un henüz önemini korumakta olduğunu göstermektedir. Ne var ki, kısa bir süre sonra Bizans İmparatorluğu’nun son yıllarında Rhegion önemsiz bir köyden ibaretti. Köprüsü ise iyice yıkılmıştır.

Şamlar Köyü Camisi

Rhegion’da İstanbul Arkeoloji Müzeleri Müdürü Aziz Ogan ve Dr. Arif Müfit Mansel tarafından 1938-1941 yıllarında kazılar yapılmıştır. Bu kazılar sonucunda şehrin akropolünde MS. 5. -6. yüzyıllara ait etrafı surlarla çevrili bir saray ve onun müştemilat binaları ortaya çıkarılmıştır. Batıda 150 m. Uzunluğunda, 3 m. Genişliğinde olan bu sur duvarları payandalarla güçlendirilmiş ve aynı zamanda da teras görevini üstlenmiştir. Duvarlar kentin güneyinde, 50 m. Uzunluğunda ve 2 m. Genişliğinde olmak üzere devam etmiş ve bir kule ile sona ermiştir. Surlarla çevrili alan içerisinde ortaya çıkan yapılar avlulu olup, hamamlara, kiliselere rastlanmıştır. Bu yerleşim birkaç kez tahrip olduktan sonra yeniden onarılarak kullanılmıştır. Burada ortaya çıkarılan saray yapısı o zamana kadar çok az tanınan Bizans sivil mimarisinin aydınlatılabilmesi yönünden büyük önem taşımaktadır.

Tarihi, Paleotik çağa kadar uzanan bu bölgede bulunan,Yarımburgaz Mağaraları’ndan çıkan ve Tuna Suyu adı verilen kaynak suları, Bizans ve Osmanlı Döneminde şehrin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynak olmuşlardır. Halkalı sularının İstanbul’un en eski su tesisleri olduğu, ancak Bizans’ın son dönemlerinde şehre su getiren tesislerin tahrip edildiği bilinmektedir.

Abdüsselam Çelebi Türbesiİstanbul’un fethinden sonra Fatih Sultan Mehmet, Rhegion Köprüsünü tamir ettirmiştir. Ayrıca bu yolun çevresinde konaklama yerleri yaptırmıştır. Böylece Rhegion İstanbul’u Batıya bağlayan kervan yolunun menzil yeri olmuş ve yeniden önem kazanmıştır. Osmanlı döneminde Rhegion eski kalıntıların bulunduğu tepe yerine, gölün kıyısındaki düzlükte yeniden kurulmuştur. Buradaki Küçükçekmece (Rhegion) Köprüsü Büyükçekmece Köprüsünden daha küçük olup, menzil konumunda olmasından ötürü özel bir durumu bulunuyordu. Bu yüzden de köprünün yanı başında küçük tamirler yapan bir ekibin bulunduğu arşiv belgelerinden öğrenilmektedir.

Kanuni Sultan Süleyman zamanında Küçükçekmece daha da gelişmiştir. Bu dönemde Başdefterdar Abdüsselam Bey göle bakan yamaçta cami, medrese ve imaret yaptırmıştır. Bu yapılara birçok vakıflar da kurmuştur. Küçükçekmece, imarında ve gelişmesinde en büyük katkıyı Abdüsselam Çelebi’nin yaptığını araştırmacıların bulgularından anlıyoruz. Osmanlı egemenliğinin ilk yıllarında buraya her ne kadar “Çekme-i Sagir” dense de, “Çekme-i Küçük” Halkalı Ziraat Mektebikasabası olarak anılmıştır. Abdüsselam Bey 1526-1527 yılında öldüğü zaman buradaki zaviyesinin yanına gömülmüş ve türbesi yapılmıştır. Osmanlı döneminde padişahlar Küçükçekmece yakınlarına küçük kasır ve köşkler yapmışlar ve yöreden av yeri olarak yararlanmışlardır.

Evliya Çelebi Küçükçekmece’yi anlatırken kalesinin çok harap olduğunu, kasabanın altı yüz evli, bağların ve bahçelerin bulunduğunu belirttikten sonra, Tuna’dan gelen Morina, Mersin balıklarından söz etmektedir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bölgedeki egemenliğinin arttığı bu dönemlerde Küçükçekmece’yi koruyan, İstanbul’un da ön karakolu niteliğindeki kalesinin önemi kaybolmuştur. Bu yüzden bu kale kendi haline bırakılmış ve zamanla yıkılmıştır

XIX. yüzyılda Küçükçekmece askeri yönden önem kazanmış, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nda doğal bir engel olarak görülen Küçükçekmece’de bir savunma hattı kurmuşlardır. Bu dönemde Küçükçekmece Gölü’nün kuzeydoğusuna Büyük Azatlı Baruthanesi, 1804’te de Sazlıdere KöprüsüŞamlar Köyü’nün kuzeyine de bir bent yapılmıştır. XIX. yüzyılın sonlarında Küçükçekmece’de Fransız sermayesi ile bir kibrit fabrikası kurulmuşsa da istenilen verim alınmadığından çalışmalar durdurulmuştur.

Küçükçekmece yakınlarındaki Ayamama Çiftliğinde 1847 yılında açılan ziraat okulu kısa bir süre sonra kapanmış, 1889’da daha da genişletilerek öğretime başlamıştır. Bu okul Küçükçekmece çevresindeki en eski eğitim müessesesidir. Osmanlının son döneminde Küçükçekmece Gölü’nün etrafında bulunan çiftliklerden, günümüze hiçbirisi gelememiş olup buralar yerleşime açılmıştır. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra Yunanistan’a giden Rum halkının yerine Yunanistan’dan gelen göçmenler yerleştirilmiştir. Daha önceki tarihlerde de Balkan Savaşı sırasında Balkanlardan buraya göçler olmuştur.

Cumhuriyetin ilanından sonra Bakırköy ilçesine bağlı olan Küçükçekmece’nin 1956 yılında Belediye teşkilatı kurulmuş, 1987 yılında yapılan düzenlemeyle Bakırköy ilçesine bağlı iki köy ve Büyükçekmece çevresindeki mahalleler birleştirilerek ilçe konumuna getirilmiştir.

hasanoğlan Deresi Köprüsüİlçede günümüze gelebilen tarihi eserler arasında; Yarımburgaz Mağaraları, Aziz Teodoros Kilisesinin zemin kalıntıları, Sultan II. Mahmut dönemi Şamlar Bendi (1826-1828), Azatlı Baruthanesi, Fatih döneminde yapıldığı sanılan Çarşı (Fatih) Camisi, Tekke Camisi (1526), Abdüsselam Bey Türbesi, Abdüsselam Çelebi Çeşmesi (1795-1796), Kethüda Mustafa Ağa Çeşmesi (1538), Tuğralı Çeşme (1642), Maslak Çeşme Sarnıcı, Rum Hamam Kalıntıları, Şamlar Köyü Camisi, Ayazma Kuyusu, Halkalı Ziraat Mektebi, Küçükçekmece Mimar Sinan Köprüsü (XV. XVI. yüzyıl), Hasanoğlan Deresi Köprü Kalıntıları, Altınşehir Sazlıdere Köprüsü, Kibrit Fabrikası (XIX. yüzyıl), Ayamama Deresi Üzerindeki Köprü (Papaz Köprüsü) bulunmaktadır.

Nüfusu

22 Ekim 2000 tarihinde yapılan genel nüfus sayımına göre 1. 004’ü köylerinde, 597. 135’i merkezinde olmak üzere toplam 589. 139’dir. Nüfus artışı % 0,66 düzeyindedir. Okur yazar oranı %80’dir. Nüfusun geneli düşük gelirli isçi ve memurdur. 1992’de Avcılar’ın, nüfusu 500. 000’e yaklaşan Küçükçekmece İlçesi’nden ayrılmasıyla, ilçe nüfusu 125. 000-130. 000 azalmış, ancak bu bölünmeye rağmen eski nüfusunu geçmiştir. 1970’lerde çok boş ve çok sakin olan Küçükçekmece, 1980’lerde İstanbul’da gecekonduların hızla artmasıyla Küçükçekmece’de ki nüfus birden 100. 000’i geçmiştir. Küçükçekmece’nin semti olan Sefaköy ise 1970’lerde 2000 iken,1975’te 6000’e ulaşmıştır. 1980’lerde ise 10. 000’i geçen Sefaköy,Tez Yuvam ve Tez kent gibi siteler yapıldıktan sonra 1988’te 25. 000’e ulaşmıştır. 1990’da Apartmanlar ortaya çıkınca Sefaköy 45. 000,Küçükçekmece 400. 000’i geçmiştir. Şu anki Sefaköy’de nüfus 200. 000 civarındadır. Küçükçekmece şu anki nüfusuyla 1. 000. 000 civarındadır.

Sosyal hayat

İlçenin büyük bir kısmındaki yapılaşmalar imar planı ve teknik şartlara uygun yapılmaktadır. Genellikle ferdi yapılaşmanın olduğu ilçede toplu konut yapılaşmaları da hızla devam etmektedir. TEM Otoyolunun bölgeden geçmesi, İkitelli ile İstanbul arasındaki ulaşım olanaklarını arttırmış, ulaşım süresinin kısalması sonucu bölge önem kazanmaya başlamıştır. Bölgede yapılan Organize Sanayi Bölgesi yatırımları, buradaki sanayinin gelişimim hızlandırmıştır.

İlçem yoğun bir sanayi bölgesidir. 200’nin üzerinde büyük fabrika, sanayi ve ticari siteleri ile ilçede kurulu bulunan Belediye’ye kayıtlı yaklaşık 10. 000 sanayi işletmesi ve atölye vardır. Bu nedenle genel olarak bir işçi kentidir.

Elektrik, Su ve Kanalizasyon Hizmetleri ; Kaçak yapılaşmanın olduğu bölgeler dışında bu hizmetler götürülmüştür. Ancak plansız ve kaçak yapılaşmanın olduğu bölgelerde yapılarda kaçak elektrik kullanılmaktadir.

İlçenin sınırları içinde son dönemde yapılan Atatürk Olimpiyat Stadı ve 49 kooperatif ve 33. 000 iş yeri bulunan İkitelli Organize Sanayi Bölgesi gibi yatırımlar ile ilçe çok hızlı gelişimini sürdürmektedir. Genelde herkesin bir işi vardır.

Eğitim ve kültür

İlçe genelinde 62 İlköğretim okulu, 10 Genel Lise (4 adedinde Yabancı Dil Ağırlıklı Lise vardır. ) 8 Meslek Lisesi, 3 Anadolu Lisesi ve 15 müstakil Anaokulu olmak üzere toplam 96 adet resmi okul bulunmaktadır. Bunların yanında 1 Halk Eğitim Merkezi, 1 Çıraklık Eğitim Merkezi, 1 Sağlık Eğitim Merkezi, 1 Öğretmenevi, 1 Kültür Merkezi mevcuttur.
Resmi okullarin yanında, toplam 12 adet özel okul olup bunların 3 adedi Anaokulu, 4 adedi İlköğretim okulu, 4 adedi Lise ve 1 adedi Akşam Lisesi’dir.

Küçükçekmece İstanbul’un yüzölçümü sebebiyle merkeze uzak bir yerdir. Küçükçekmece escort hayranları şehir merkezine gelmekte biraz zaman sorunu yaşarlar. Artık Küçükçekmece beyleri için Küçükçekmece escort bayanları var. Bir escort deneyimi yaşamak için onca trafik çekmek zorunda kalmayacak kendi bölgenizdeki birbirinden güzel Küçükçekmece escort kızları sizin için buradalar. Küçükçekmece bölgesindeki Küçükçekmece escort, Küçükçekmece Rus escort, Küçükçekmece masöz bayanları ile sizlere bol eğlenceler.